Haziran 13, 2011

Mutluluk ve Huzur

Ilk defa bir sampiyonlukk sonrasi mutluluktan fazlasini yasadim bugun ve adeta bir huzura erme yasadim. Yillardir Nowitzki icin tuttugum ve hep hayal kirikliklariyla biten playoff maceralarinin sonunda bu sefer oldu, cok da guzel oldu. Sene daha baslarken 3 yildizli Miami sampiyon olmasini istemedigim takimdi. Ancak isin bokunu cikarip bulabildigin her yerden Lebron'a vurmanin manasini da anlamiyorum. Olay o kadar buyudu ki rashard lewis lebron'un kiz arkadasiyla birlikte oldu haberlerine bile oh iyi olmus denicek hale gelde. Scottie Pippen Lebron'u Jordan'la karsilastirdi, o da sen kimsin jordan'la yarisiyosun seklinde bir sekilde donup Lebron'un kicinda patladi. Neyse Dallas'a donucek olursak bazi isimler iccin bisiler soylemek istiyorum.
Rick Carlisle: Ilk geldiginde avery johnson niye gitti diye dusunuyodum ama ilk kez bu sene Dallas'in butun playoff maclarini izledim, ve bir kocun hamlesiyle bir serinin kaderinin bu kadar degistigini gormemistim. 4. macla beraber jj barea, deshawn stevenson yerine ilk beste baslasi ve delicigiliyle ve hiziyla oyunun temposunu arttirdi, 5 ve 6. maclarda penetrelerini sayiya cevirmeye baslayinca miami savunmasini bozdu ve bunun da etkisiyle sutorler cok daha iyi pozisyonlar baslayinca Dallas'in sut yuzdesi inanilmaz bir artis gosterdi. Bunun da otesinde ozellikle son iki seri de koc bakimindan Dallas , Oklahoma City'de Miami'yi de denize doktu diyebiliriz. Kesinlikle bu playoff'un en iyi kocuydu. Maclarin cok kritik dakikalarinda alan savunmasina gecme kararinin da Dallas'in bu playofflarda yaptigi cift haneli sayi farklarindan donmesinde de onemli etkisi vardi.

Jason Terry: Kendisinin bu takimin hucumunda ne kadar onemli biri oldugu kaniitlandi adeta. Onun 4. periyotta sayi uretemedigi iki maci da kaybetti Dallas bu seride.Bu playofflardaki performansiyla baski altinda pisiriklasir damgasindan da kurtulduOzellikle de bu geceki macta Nowitzkinin felaket sut attigi ilk yariyi Dallas'in onde kapatmasini sagladi hatta ondan da ote maci kazandiran isimdi.

Jason Kidd: NBA'i takip etmeye basladigimdan beri en sevdigim garddi. Kendisi muhtesem bir insan sanirim. Bu playoff'larda 38 yasinda sirasiyla Kobe Bryant, Kevin Durant ve Lebron James'i savundu, diyebilecek bisi bulamiyorum onun icin. Carlisle'in barea'yi ilk bese alma hamlesinin tutmasinda Kidd'in, Wade'i ya da Lebron'u savunabilecek biri olmasinin onemli payi vardi. Macin sonuna dogru Miami'nin acil sayiya ihtiyac duydugu bolumda gaza gelip hemen sayiya gitmeye calisan comez chalmers'a yapistirdigi blokla da imzasini koydu.

Dirk Nowitzki: Super kahraman gibi bisi sanirim. Bugun bunu kazandigi icin cok mutluyumve manasiz bir gurur duyuyorum, yorumcular diger oyuncular onu yucelttikce ben gururlaniyorum anlamsiz bir sekilde. 9/27 gibi kotu bi yuzdeyle oynadi bugun ama gereken zamanda 4. ceyrekte leblebileri dizdi ve maci bitirdi. Mark Cuban, Dallas takim sahibi, mac sonrasi aciklamasinda soyle bi olay anlatti, "6-7 sene onceydi Kobe Bryant free agent olucakti, dirk bana gelip kobe'yi almak icin benden vazgecmen gerekiyosa anlayisla karsilarim" gibilerinden bisi demis, sirf bunun icin daha cok sevdim onu.

Nisan 18, 2011

Ilk Maclarin Ardindan

Nba Playoff 2011'de iki konferansta da ilk maclar sona erdi. Maclar kalite olarak bence beklenenin uzerindeydi. Ozellikle beklenenin aksine hicbir macta kopma yasanmamasi da cok onemli bir artiydi bence. 2 tane surprizle karilastik ilk maclarda. Biri Bati birincisi San Antonio'nun kendi evinde Memphis'e maglup olmasiydi. Bu skorla Memphis tarihinde playofflardaki ilk galibiyetini almis oldu. Ginobili'nin yoklugunda bu seri San Antonio icin cok zor gecicek sanirim. Digeri ise neredeyse kimsenin seride 1 mac bile kazanmasini beklemedigi New Orleans Hornets'ten geldi. Zaten sinirli kadrosu olan New Orleans sezonun sonuna dogru David West'i de sakatlik nedeniyle kaybedince bati playoff'unun en gucsuz takimi haline gelmisti. Ancak Chris Paul'un insanustu performansiyla birlikte Lakers'i ilk macta Los Angeles'ta devirmeyi basardi Hornets. Paul 33 sayi (18de 11 sut yuzdesi) 14 asist 7 ribaundla gercekten inanilmaz oynarken, Kobe'de 34 sayi atti. Macin son 2-3 dakikasini izleyebildim sadece ama yorumlardan ve istatistik kagidindan gordugum kadariyle Gasol cok etkisiz kalmis enteresan bi sekilde.
Kendi evinde maglubiyet alan diger bir takim da Orlando Magic oldu, ancak bu skoru surpriz olarak, degerlendirmek yanlis olur bence. Hatta bu seride bir sonraki macta ne olucagi belirsiz. Iki takimdan biri farkli kazanabilir, mac cekismeli gidebilir, iki takimda o kadar dengesiz ki bir sonraki turda supurulmeleri mumkun. Orlando'da dusundurucu bir nokta ise Dwight Howard'in 46 sayi 19 ribaundluk performansina ragmen mactan maglubiyetle ayrilinmis olmasi. Takimin 93 sayisinin neredeyse yarisi Howard'dan gelmis ki, Howard ilk yariyi 31 sayiyla bitirdi bu macta. Hidayet'de 6 sayi 5 asist 4 ribaundluk performansiyla bekleneni veremedi acikcasi.
Kalan maclarda ev sahipleri kazanmalarina ragmen cok zorlandilar, Chicago butun maci maglup goturup son dakikalarda Rose'un cabalariyla Indiana Pacers'i gecmeyi zor da olsa basardi. Miami basa bas giden macta son periyoda girilirken farki 10un ustune cikarmayi basardiysa da son dakikaya girilirken bir ara fark 3e kadar indi ama Wade'in kritik sayilariyle Miami de Philedelphia'yi gecmeyi basardi. New York Boston maci da son topa kadar basa bas gecti, bitime 11 saniye kala Ray Allen'in 3luguyle Boston maci 2 sayi farkla kazandi. Dallas ilk macinda Portland'i gecerken oldukca zorlandi ama galibiyette en buyuk pay 6/10'la 3luk kullanan Jason Kidd'e aitti. Ilk maclarin bence en guzeli ise Denver-Oklahoma maci oldu, Bati'da Lakers disindaki en komple iki takim Oklahoma'yla Denver bence bu turu gecen takim konferans finaline yukselicektir diye dusunuyorum. Oklahoma maci Durant ve Westbrook'un ustun performanslariyla kazandi.

Skorlar

Indiana - Chicago : 99 - 104
Philedelphia - Miami : 89 - 97
New York - Boston : 85 - 87
Atlanta - Orlando : 93-103

Memphis - San Antonio : 101 - 98
New Orleans - Los Angeles : 109 - 100
Portland - Dallas : 81 - 89
Denver - Oklahoma : 103 - 107

Mart 17, 2011

Olay Psikolojik Mi?



Arsenal baharin gelmesiyle birlikte yine yaristigi kulvarlardan sapir sapir elenmeye basladi, bir nevi "sictin mavisi" gibi bir sey bu aylar Arsenal icin. Once League Cup finalinde Birmingham yenilgisiyle baslayan donemde 20 gun icinde Arsenal, ligde kazanmasi gereken macta Sunderland karsisindan beraberlikle ayrildi, Sampiyonlar liginden elendi ve FA Cup'ta Manchester United'a elendi. Malesef ki son yillarda karsilasilan bu tablolarda hep "Bu is coluk cocukla olmaz" seklinde hic bir mana veremedigim ici bos yuzeysel yorumlara da maruz kalindi. Benim icin olayin en kotu yani ise forumlarda gazete yazilarinda yine Arsene Wenger'le bu is olmicak seklindeki yazilar. Belki bir degisime ihtiyac var ancak, yerine getirilecek uygun bir antrenor bulunmadan yapilacak bu tip bir hareket Arsenal'i karanlik gunlere goturebilir. Arsenal'in hala borc icinde oldugunun altini cizmek lazim. Su anda takim yuklu transferler yapmadan da (son sezonlarda genelde kar ederek) oyle ya da boyle yarisin icinde kaliyor Arsenal. Arsene Wenger gibi bir yandan takimin mali durumunu duzeltip, bir yandan da yarisin icinde kalmasini sagliyacak, hatta bunun yaninda ondan fazla olarak kupalar getirebilecek bir isim bulamiyorum ben sahsen. Kupa kazanilamamasi da bence artik biraz psikolojik bir durum olmaya basladi, oyuncular yine mi olmicak acaba diye dusunuyor olabilir.

Mart 05, 2011

Enteresan Isler

NBA cuma gecesinin onemli mucadelesinde Chicago Bulls, Orlando Magic'i Orlando'da 89-81 yendi. Son 1 hafta icinde oynanan maclar sonunda Chicago'nun dogu konferansi sampiyonlugunda Boston'un en buyuk rakibi olacagini soylenbilir. Miami ust uste Chicago, New York ve Orlando karsisinda basa bas gecen maclarda aldigi maglubiyetlerle Playoff icin iyi sinyaller vermezken, Orlando da bugunku performansiyla buyuk hayal kirikligi yaratti. Dwight Howard gecen hafta kendi evlerinde aldiklari Sacramento Kings maglubiyeti sonra yaptigi aciklamada " sahada her seyi yapiyorum soyunma odasinda konusuyorum herkesle hicbir sey degismiyor yeteri kadar mucadele etmiyoruz baska daha ne yapilabilir bilmiyorum' diyerek belki de olasi bir yol ayriliginin ilk sinyallerini verirken bir yandan da diger oyunculardaki vurdumduymazliktan dert yanmisti. Bugunku macta Hidayet 30 dakika oyunda kaldi 2 sayi, 2 asist, 2 ribaundla oynarken adeta hayalet gibiydi. 5'er kisiyle oynan bir macta 30 dakika oynayip sahada hic gorunmemek gercekten enteresan. Neyse ki Omer Asik bugun cok buyuk isler yapti. Hucum ribaundu, toplam ribaund ve aldigi sure olarak kariyer rekorlarini kiran Omer Asik, 31 dakikada 5 sayi, 13 ribaund (5 hucum ribaundu) ve 2 blokla tamamladi maci ki. Oyunda oldugu sure boyunca savunmadaki inanilmaz istekli oyunu ve hucum ribaundlarindaki takipciligi yorumcu Hubie Brown tarafindan surekli ovgu aldi. Bugun Omer'in Chicago'da kendine cok onemli bir yer edindiginin farkina vardim. Noah faul problemine girdiginde (ki bugun girdi 14 dakika oynayip 5 faul aldi) ilk secenek Omer olmus durumda. Daha onceki donemde ilk tercih olarak PF'den bozma Center olarak Taj Gibson'i oyuna surmekti. Bu arada macta onemli bir enstantane de mac icinde Orlando'lu oyuncularin 3 kere ribaundu kendi aralarinda paylasamayip topu disari yollamalari sonucunnda Stan Van Gundy'nin yuz ifadesiydi. O andaki surat ifadesi gercekten gorulmeye degerdi, boyle bir tiksinti bu ne ya dermis gibiydi. Biraz Rock Coke'ta o 3. gunun sonunda agzina kadar bok dolmus igrenc bir koku sarmis, camur pislik, sinek icindeki tuvaletleri goren insanlarin suratindaki ifadeyi animsatti bana, o tiksinti ve caresizlik.

Olayin enteresan kismina gelecek olursak enteresan olan sey bugunun ilk macinin - New Jersey Toronto - Londra'da O2 Arena'da oynanmis olmasi. Hani NBA'in avrupa acilimi hareketinin bir parcasiolarak dusunulmus ama macin Ingiltere gibi Basketbol fakiri bir ulkede oynanmis olmasi acaip geldi bana. (tabi ki neden Ingiltere'nin gorece daha yakin olmasi ve ucus suresini kisaltmak ama gitme kardesim o zaman). Neyse macin aynisindan bir tane daha yine Londra'da oynanicak.

Gecenin diger bir onemli maci su anda oynaniyor, Latin temali (nedenini bilmiyorum) macta El Heat formasi giymis Miami Heat, Los Spurs formali San Antonio Spurs deplasmaninda. San Antonio Spurs'un 3luk (8 tane) yagmuru seklinde gecen ilk ceyregi San Antonio 36-12 onde kapatti. Sonuna kadar boyle devam etmez heralde...

Şubat 27, 2011

Bu da kacti

Su aralar futbol sezonunun en sevdigim donemleri yasaniyor. Lig tablosu oturmus, cogu takimin sezonu en iyi veya en kotu nerede bitirecegi az cok belli olmus. Fiksture bakildiginda her maca bir anlam yuklemek mumkun. Kabul etmek lazim ki su aralar Super Lig maclari da beklenenin ustunde bir tempoyla gecmeye basladi. Bu hafta az once sonuclanan Trabzonspor-Kayserispor maci bu heyecanin zirvesi oldu adeta. Ligin lideri (artik eski lideri gerci) 4.ye karsi. Bu iki takim ligin en az gol yiyen iki takimi oldugu icin mac oncesi beklenti macin cok yuksek mucadeleli fakat az gollu olacagi yonundeydi. Fakat hem mucadele bakimindan hem de gol pozisyonu ve gol sayilari bakimindan muthis bir mac ortaya cikti. Acik ara sezonun en iyi maciydi (en azindan benim izlediklerim arasinda) Karsilasmanin henuz ikinci dakikasinda Trabzon ilk golu buldu, macin iyi gecmesinde bu golun katkisi buyuktu. Bu golun ardindan macin Trabzon lehine tek tarafli gececegini dusunuyordum, fakat Kayseri beni cok pis yaniltti. Iki hafta once Fenerbahce karsisinda ciplak gozle izleme sansi buldugum Kayserispor bu keyfi o macta malesef verememisti. Ilk golu yedikten sonra Kayseri'de Amrabat ve Ziani muthis direnc gosterdiler. Bu macla ilgili son bir paragraf da hakem Yunus Yildirim'a acmak lazim. Son zamanlarda izledigim en iyi hakem performansiydi. Butun avantaj kararlari, caldigi ve calmadiklari, her karari muthisti. Mac sonu programinda alt yazidan okudugum kadariyla atilan bir maddeyle kafasi yarilmis. Soyleyecek sey bulamiyorum.

Bu mac disinda:

- kume dusme potasindaki takimlarin maclari cok heyecanli olacak gibi. Sivas bugun son haftalarin flas takimi Manisa'yi 4-2 yendi. Daha onceki bir yazida ovdugum Grosicki hattrick yapmis. Ben demistim iyi transfer diyee. Ben dediim! Riza'li Sivas'in dusmemesini istiyorum icten ice.

- Gaziantepspor'un ve Cenk Tosun'un cikisi devam ediyor. Bu hafta da Es-Es'i yendiler ve Cenk 2 gol atti. Cenk Tosun haftaicinde Turkiye Milli Takimi'ni sectigini aciklamisti. Valla iyi oldu, iyi forvet.

- Ya 2 ya 3 sene once su anda Cenk'in yarattigi yeni genc forvet geliyor heyecanini yaratan bir isim vardi. Gittikce sakatliktan cikmaz, adi duyulmaz oldu. Bugun yine oynadigini ve gol attigini gorunce buruk bir sevinc yasadim. Bahsettigim kisi Mustafa Pektemek.

- Bundesliga'da Borussia Dortmund, Sampiynlar Ligi yorgunu Bayern'i deplasmanda 3-1 yenmis. Macta gol atan Nuri gol sevinci sirasinda Jurgen Klopp'un gozlugunu kirmis. Bu arada Bayern de hafta ici Inter'i Inter'de yenme basarisini gostermisti.

- Italya liginde yarin cok muhim mac var. Napoli, ligin burnu buyuk dedeleri lider Milan deplasmaninda. Mavileri giyip Napoli'yi desteklemek icin ekran basinda olucam.

- son notumuz Ingiltere'den. Sezonun pek ciddiye alinmayan kupasi Carling Cup finalinde Arsenal ve Birmingham Wembley'de karsi karsiya geldi. Maci veren kanal olmadigi icin izleyemedim ama buyuk bir heyecanla internetten takip ettim. Arsenal son dakikalarda Obafemi Martins'in attigi golle yenildi. Yine cozemedik, bu da kacti. Yapma be Obafemi!.

Şubat 25, 2011

Trade cilginligi

Bu aksam ustu itibariyle Trade donemi bitti, ve son dakikada enteresan tradeler yasandi : Simdi Trade doneminde neler yasandi bir goz atalim.

New York Carmelo Anthony. Billups, Anthony Carter, Sheldon Williams icin Denver'a Wilson Chandler, Raymond Felton, Danilo Galinari gibi 3 ilk 5 oyuncusunun yaninda, Timofey Mozgov, 2012, 2013 senelerinin 2. tur draft hakki, 2014 yilinin ilk tur draft hakkini ve 3 milyon dolar verdi. Denver'in artik yilan hikayesine trade'i icin baya iyi bir anlasma kopardigini soyleyebiliriz. New York'un neler yasanacagini soylemek icin biraz izlemek lazim.

Soylentilere gore Jerry Sloan'in gitmesinde onemli bir etkisi olan Deron Williams, biraz da Utah yonetiminin ya sozlesme uzatmazsa korkusuyla, devin harris, darrick favors, 2011 ve 2012 1. tur haklari karsiliginda New Jersey Nets'e yollandi. Nets'in yaz donemini cok aktif gecirmesi bekleniyor, o yuzden onumuzdeki senenin takimini kurmak icin atilmis ilk adim olarak dusunulebilir bu trade. Utah Jazz icin ise biraz zayif bir trade oldugunu dusunuyorum, ancak tabi bu draft haklari iyi kullanilirsa ( Minnesota'nin yaptiginin aksine) dibe vurmaktan kurtulabilir belki Jazz.

Diger takaslar:
Atlanta Kirk Heinrich ve Hilton Armstrong icin, Mike Bibby, Jordan Crawford, Maurice Evans ve 2011 birinci raund draft hakkini Washington'a verdi.

Cleveland Mo Williams ve Jamario Moon karsiliginda Clippers'tan Baron Davis ve 2011 1.tur draft hakkini aldi. Bu trade'in iki takima da pek hayir saglayacagini dusunmuyorum.

Son gunun enteresan takaslarindan birine de Boston ve Oklahoma ikilisi adini yazdirdi. Boston Nenad Krstic ve Jeff Green karsiliginda Kendrick Perkins ve Nate Robinson'i Oklahoma'ya yolladi. Bu trade icin gercekten soyleyecek hic bir sey bulamiyorum. Tamamen belirsizliklerle dolu bir takas iki takim icin de. Gectigimiz sene finalde on capraz baglarini koparan Perkins tamamen saglikli bir sekilde donebilcek mi, Nate Robinson zaten bir saatli bomba gibi, diger taraftan Jeff Green Pierce ve Garnett'in arkasinda ne kadar zaman bulacak, Nenad Krstci Boston'un sert savunmasina nasil bir katki yapabilecek. Bu trade'in yaninda Boston'un 2 O'neill gibi surekli sakatlanan iki pota alti oyuncusu varken Semihi neden bir tane ikinci tur draft hakki icin Cleveland'a yolladigini anlayamadim acikcasi. Semih icinse Cleveland gunleri belki zaman bulma acisindan daha iyi olacak olsa da yine de cok sikintili bir haber bence.

Memphis Hasheem Thabeet karsiliginda Shane Battieri kadrosuna katti.

Suns Dragic ve gelecek senelerdeki bir draft hakki karsiliginda Houston'dan Aaron Brooksu aldi.

Portland Pryzibilla, Cunnigham ve sean Marks karsiliginda Gerald Wallace'i kadrosuna katti.

Son olarak da Boston Kings'in 2017 yili(?) ikinci tur(?) draft hakki icin Marquis Daniels ve para vedi Kings'e (enteresan)

Şubat 21, 2011

Some Allstars are better than the other Allstars, sometimes, unfotunately

Bence felaket kotu allstarlardan biriydi, zaten son zamanlarda neden izledigimi bile sorguluyorum. Hani neden izlenir ki allstar. Sahada bu kadar yildiz var hepsi bir iki guzel hareket yapsin hepsi birlikte iyi oynasin, guzel asistler olsun, laubalilige kacmasin is falan filan... Tabi ki oyle olmadi Kobe Bryant'la Lebron James MVP olma yarisina girdiler. Kobe ribaundlara calisirken, Lebronda son ceyrekte farki kapamak icin ust uste kimseye topu vermeden tek basina hucumlar yapti. Kazanan bati olunca Lebron suratinda buyuk bir sikintiyla ayrildi sahadan. Oyle offff cok iyiydi dedirtecek hareketlere de sahne oldugunu soyleyemicem bu allstar icin. Bir macin basinda Kobenin smaci baya guzeldi bir de Ray Allen'in fake'li turnikesini begendim. Guzel asist falan da gormedim pek. Jason Kidd, Steve Nash olsa daha iyi olurdu sanirim. Macta en cok calisan ve en ciddi isim Ginobili'ydi. Ama onun icin macin ne maci oldugu bir sey degistirmiyor, Allstar olmus, hazirlik maci olmus, Playoff finali olmus farketmiyor. Yarin obur gun emekli oldugunda mahallenin 10 yasinda cocuklariyla oynarken de kafalarina acimasizca bloklari yapistiracagindan suphe etmiyorum acikcasi.

Şubat 17, 2011

Selam uzayli biz de dostuz

Son donemlerde bir cok yerde dillere pelesenk olmus uzay takimi yakistirmalari ustune bu basligi uygun gordum bugunku mactan sonra. Bir gercek var ki Barcelona son 3 yildir oynadigi her macta oyunu rakip sahaya yikip rakibini aciz durumda birakiyor ve sonunda da genelde kazaniyor maci. Bu da tabi ki kraldan cok kralci olan insanlari beraberinde getirmistir. Mactan once okudugum yorumlar ikiye bolunmus durumdaydi, Barcelona her maci kazanir tecavuz edercilerle, Real yanlisi barcelonayi yenerciler. Bu arada yanlis olmasin bahsettigimyorumlar turk insaninin yorumlari. Sunu soylemek istiyorum ki, bu tip mactan cok kim yenmis ona bakan ve benim takimim yenmis; benim takimim "siker" demek icin zaman kollayan insanimizin bu kompleksi gercekten incelenesi bir durum. Bununla birlikte biz gucsuzun yanindayiz hep onu tutariz(bkz: Irlanda - Fransa playoff faciasi uzerine turkiyede internet sitelerinde kopan yaygara) lagalugalarini yapmayi da biliriz buyuk bir iki yuzlulukle iki yuzlulukle. Bunun icin soyleyebilecegim tek sey var "hadi len ordan", gucsuzun yaninda falan degiliz, sadece Fransizlari sevmiyoruz. Isin en kotu yani da boyle yorumlari okudukca, bu takimlara olan sempatim iyice azaliyor.


Son yillarda Barcelona'in maglup olduguna sahit olmustuk, ancak bugun sahada farkli bir sey oynandi. Arsenal bugun ilk defa pozitif futbol oynanarak Barcelonanin nasil maglup edilebilecegini gosterdi. Ilk 15 dakika boyunca rakip yari alanda inanlimaz bir baski kurdu Arsenal bir kac cok da net olmayan pozisyon buldu ama gole ceviremedi bunlari. 15-35 arasi Barcelona oyuna hukmetti pozisyon ve golu buldu. Ikinci yari Arsenal baskisini daha da arttirdi, ilk defa Barcelona'nin pas futbolunun aksadigini gordum ikinci yarida ve Arsenal ozellikle ikinci yarida oynadigi futbolla galibiyeti kesinlikle haketti. Once Van Persie maci izleyen milyonlarca insanin dusunemedigini yapip lak diye dar acidan sutu kaleye yolladi daha sonrasinda da wilshere'in baslattigi atakta nasri'nin pasiyla Arshavin tek vurusla nasil gol atilirin dersini verdi. Macin adami ise tartilsilmaz, kesinlikle Jack Wilshere.




Şubat 16, 2011

Delinho

Dun itibariyle Besiktas, kaptani Ibrahim Uzulmez'in sozlesmesini fesh etti ve Deli Ibo (Delinho) 11 yildir forma giydigi takimina veda etmek zorunda kaldi.  Ankaragucu macinin devre arasinda Deli Ibo, Toraman'a yumruk atmis.  Sebebi olarak Toraman'in kendisine kufur ettigi imasini tasiyan aciklamalar yapti basin toplantisinda.  Haberi duyunca gercekten cok uzuldum.  Neden uzuldugumu de bilmeden uzuldum ustelik.  Ibrahim Uzulmez hicbir zaman cok sevdigim futbolcular arasinda olmadi, ama insan yine de uzulmeden edemiyor.  Usendigim icin bakmadim ama su an Super Lig'de ki oyuncular arasinda belki de takiminin formasini en uzun suredir giyen futbolcuydu.  Bu bile gunumuz futbolunda bir oyuncuya sempati duymak icin yeterli bir sebep olabiliyor.  Artik hicbir oyuncu kendisine lakap takilincaya kadar kal(a)miyor bir takimda.  Torres'in Chelsea transferinden sonraki roportajinda dedigi gibi, "futbolda romantizm oldu".  Romantizm oldu oleli durum boyle.  

Uzucu bir baska nokta da baskan Yildirim Demiroren'in aciklamalari.  Ozetinde "bizim vizyonumuz artik dunya kulubu olmak" gibi zirvalar olan konusmada Demiroren, "takimimizda yildiz oyuncular var, arkadaslarina anlatirlarsa rezil oluruz" manasina gelecek aciklamalarda bulunuyor.  Bunlari okuyunca ister istemez Zidane'in futbol dunyasina 'kafa'yla vedasi geldi aklima.  Uzulmez'in yumrugunu o olaya benzettim biraz.  Futbol tarihinin belki de en sikici Dunya Kupasi'nda, artik cignemekten yoruldugumuz, tadi kacmis ama sirf atmayi unuttugumuz icin agzimizin icinde gevelenip duran bir sakiz hissiyati veren o berbat finalde Zidane belki de artik kendi gibilerinin devrinin bittigini, artik bir aktoru olmak istemedigi bu futbol sahnesinden ayrilmak icin cig bir hakem dudugune ihtiyac duymadigini dusunmustu o kafayi atarken.  Kendi istegiyle cikip gitmisti.  Kimbilir belki Deli Ibo da ayni seyleri hissetmistir.  "bu dunya takiminda ben yokum, siz keyfinize bakin" tavriyla gitmek istemistir.

Ya da belki de sadece sinirlenmis ve deliligi tutmustur.

Muhtemelen ikincisi...

Milano'da Fair Play Patlamasi

Uzun zamanlardan beri sure gelen bir Milan antipatisi var bende, ve bu aksam bunun nedenini tekrar anladim. Bu aksam ki Milan - Tottenham macinin ozellikle ikinci yarisinda olanlar Milana karsi oyle bir nefret yaratti ki bende Crouch'un golu sonrasi inanilmaz bir gazla gol ulan gol diye bagirmaya basladim evin icinde. 2. yarida once Flamini, insanliga sigmayacak bir cift ayak dalisla Corluka'yi kenara koltuk degnekleriyle yollamayi(bilegi kirilmis olabilir) ve bu pozisyondan akla sigmayacak bir sekilde sari kartla kurtulmayi basardi. Ustune birkac dakika sonra Gattuso bir faul pozisyonundan sonra kenarda tartismaya basladigi Tottenham yardim kocu Joe Jordan'i (59 yasinda) suratindan tutup itme cirkefligini gosterdi. Bir kac dakika sonra yine Gattuso bir baska faulden sonra yerleri yumruklayarak enteresan gaz hareketlerle sari kartini gordu ve mac sonunda hala hirsini alamamis olan Gattuso Joe Jordan'la tartismasina kaldigi yerden devam edip son bir kafa atarak resitalini sonlandirdi. Belki de mac sonunda yasanan olay disinda mac icinde buyuk bir tartisma cikmamasinin saglayan tek sey Tottenhamli oyuncularin inanilmaz sakinligi oldu. Kutlamak lazim gercekten. Simdi boyle bir macta karsi tarafta bir emre bir sabri olsa heralde mac bitmezdi.

Mac Degerlendirmesi:

Cok eglenceli bir mac oldugunu soylemek guc. Ilk yari genel olarak Tottenham'in kontrolunde devam etti. Surekli kanatlari kullanan Tottenham bir turlu kafa toplarinda Crouchu topla bulusturamayinca, bunda Abbiati'nin tam zamaninda yaptigi cikislarinda payi buyuktu, golu bulamadi Tottenham. Ancak Milanin ilk yarida hic bir sey uretemedigini ve her topu eveleyip geveledigini de soylemek lazim. Ilk yarinin en etkili isme Antonini'yi her pozisyonda gecmeyi basaran ve o kanadi cokerten Aaron Lennon'du. Harry Redknapp bugun San Siro'ya kazanmak icin gelmedigini soyleyebiliriz. Van der Vaart, Sandro, Palacios'tan olusan orta sahada, Palacios ve Sandro hic bir hucuma katlimadigi icin ortada Van der Vaart tek basina kaldi ancak buna ragmen zaman zaman etkili oldu. Bu dakikalarda hep bi iki defansif orta sahadan birinin cikip Modric'in girmesini bekledim, ancak Redknapp riske girmek istemedi.

Ikinci yarida Corluka'nin sakatligi sonrasinda Milan macin tek hakimi oldu, bu dakikalarda macin en onemli iki pozisyonunda Yepes'in yakin mesafeden iki kafa vurusunun gol olmasina izin vermeyen Gomes bi anlamda maglubiyeti engelledi. 79. dakikada ise yine Milan yuklenirken kazanilan topu Van der Vaart yerine oyuna giren Modric, Aaron Lennon'a aktardi, Lennon orta sahada aldigi topla inanilmaz bir kosu yapti ikiye iki pozisyonda hiziyla Yepes'i gecip pasini Croucha cikardi ve cok rahat bir gol atti Crouch. Macin son dakikasinda Ibrahimovic'in, Ilker Yasinvari bir soylemle hem ofsayt hem faul olan gol verilmeyince, Milan son iki senedir oldugu gibi bir Ingiliz takimina elenmeye bir adim daha yaklasti.

Şubat 14, 2011

Leblebici



Gec kalmis olsak da gectigimiz persembe gunu Ray Allen Lakers karsisinda once 2560. 3luguyle Reggie Miller'in rekorunu yakaladi, 2 bucuk dakika sonra hizli hucumda attigi diger bir 3lukle de rekoru kirdi. Maci canli izliyodum, sanirim Ray Allen'in en hirsli gordugum andi ilk 3lugu attigi an. Bir sonraki pozisyonda calinan faul sonrasinda maci yorumlamak icin orada bulunan Reggie Miller kutladi rekorunu ardindan da salondaki herkes tarafindan.



NBA pazar gunu

Pazar gununun en onemli iki maci gunduz vakitlerinde oynandi. Oglen 1de baslayan karsilasmada Boston, Miami'yi kendi evinde 88-85 yenerek bu sezon iki takim arasinda oynanan 3. maci da kazandi. Bunun yaninda konferans liderligini de Miami'den geri aldi. Rondo'nun sidikli bir triple double yaptigini belirtelim(13 sayi, 10 asist, 10 rebound).

Macin bitimiyle kameralar Orlando Lakers macina dondu. Lakers'in oldukca yorgun goruldugu macta Orlando farki yavas yavas acarak macin sonunu rahat getirdi. Ancak Orlando konusunda kafamda hala soru isaretleri var. O 2 sene once oynanan basketboldan baya birsey eksilmis gozukuyor. Top eskisi kadar iyi cevrilmiyor hucumlarda, ve biraz egoistlik artmis gibi gozukuyor. Sanirim Hidayet'in sayilarindaki dususu buna baglayabiliriz. Takim mac icinde o anlarda eli sicak olan oyunculari topla bulusturmayi pek denemiyor ya da beceremiyor. Brandon Bass'in ilk bes ciktigi maclarda takim cok farkli bir kimlik sahibi oluyor ve o eskisi gibi 3lukleri leblebi gibi siralayan takimdan uzaklasiyor. Son bir kac mactir sakat olan Brandon Bass'in yerine Ryan Anderson'in ilk bese yerlesmesiyle biraz daha eski goruntusune yaklasti Magic. Ancak Ryan Anderson'la olmaz bu is demekten kendimi alamiyorum. Bu arada Kaan Kural'in Trade sonrasi galibiyet serisi yakalayan Orlando icin yaptigi bu biraz ilk heyecan gibi geliyor bana seklindeki yorumunun da ne kadar dogru oldugu kanitlandi gecen surede. Kesinlikle bir 3luk atabilen Power Forward gerekiyor bu takima bunun yaninda Mickael Pietrus'un eksikligi de bence cok araniyor. Bu arada Power Forward icin benim aklima Ersan geldi, ama olmaz herhalde oyle bir sey. Son olarak da boyle iki onemli mactan sonra izleyicileri Jon Barry'nin angut kinayeli yorumlari ve cikislarina maruz birakan ESPN Sports Center'i kiniyorum.

Şubat 12, 2011

21. Hafta

Super Lig'de 21. haftaya gelindi. Lig tablosu acisindan bakildiginda bir kac onemli kirilmaya sebep olabilecek maclar var. Iste mac listesi:

Bucaspor-Konyaspor

Ligin dusmeme mucadelesi veren iki takimini karsi karsiya getiren cekirdeklik bir mac. Haftanin acilis mucadelesi, ligi dibinden atesleyebilecek nitelkte. Her iki takim da kesin kazanmaya oynayacaktir demek istiyorum ama taraflardan birinin hocasi Ziya Dogan ise bunu soylemek asla mumkun olmuyor.

Sivasspor-Trabzonspor

Yetkililerin her zaman cekindikleri ve bu korkulari nedeniyle hep oncesinde verilen dostluk mesajlariyla on plana cikan bir mac bu. Garip bir lokal derbi atmosferi... Trabzonspor'un dususu bu macta da devam edebilir, Sivasspor'un Galatasaray ve Bursaspor karsisindaki performanslari bu mactan da puan almalarina yetebilir. Sivasspor dusme hattinin temposunu ayarlayacak bir lokomotif gorevi gorecek ikinci yarida, iki sene once bunu ligin tepesinde yapiyorlardi. Sivaslilar alinmasin, bu seneki rolleri daha cok yakisiyor bu takima.

Belediyespor-Genclerbirligi

Ligin iki seyircisiz takimi, her zaman alistiklari sessizlikte genel gidisata pek etkisiz bir mac oynayacaklar. Genclerbirligi zaten lig tablosunun hayalet takimi. Dusme potasi ve orta siralar arasinda varligi yoklugu bir.

Gaziantepspor-Galatasaray

Ligin icinde, 5.lik ve 12.lik arasini dolduran takimlarin olusturdugu bir baska lig var adeta. Iste bu ligin iki sampiyonluk adayi arasinda kismen onemli bir mac. Yalniz bu "orta lig" olusumu kucumsenmesin, bir sonraki sezonun hedeflerini belirlemede bu ligin sampiyonlugu cok onemlidir bence.

Karabuk-Kasimpasa

Orta ligin de ortasi Karabuk'le artik bu ligden olmayan Kasimpasa'nin kagit ustunde heyecan yaratmayan maci. Kasimpasa'nin her deplasmani komsuya yapilan veda ziyareti gibi.

Eskisehirspor-Bursaspor

Marmara bolgesinin keyifli bir derbisi. Eskisehir taraftari boyle maclari renklendirmeyi cok iyi biliyor, Bulent Uygun gelene kadar cok sevdigim takimdi Eskisehir. Bursa icin cok zor mac. Trabzon'la ayni olacak gibi kaderleri bu hafta, biri yenerse digeri de yenecek. Biri kaybederse digeri de.

Antalyaspor-Manisaspor

Akdeniz, Ege temsilcileri hareketten uzak kendi koselerinde bir mac oynayacaklar sanki. Ligin tum bereketi kuzeyde, onlar kendi havalarinda. Ligdeki tek misyonlari olur da buyuklere bir puruz yaratirim belki diye beklemek.

Ankaragucu-Besiktas

Ligin su aralar huzursuz iki takimi. Keyifsiz bir mucadele olacak gibi. Besiktas kelle koltukta gidiyor bence bu aralar. Bu transfer ataklari iyi guzel de seneye veya ondan sonraki sene neler olabilecegini kimse kestiremiyor gibi. Iki takim icin de maglubiyet cok sakat olabilir.

Fenerbahce-Kayserispor

Ligin bu kadar ustunde puan tablosunu degistirebilecek maclar her zaman heyecan yaratir, bu mac da oyle. Iki takim icin de cok onemli mac. Kayserispor icin en azindan 3 puanlik farki korumaya calismak daha mantikli gibi. Fenerbahce'yi ise herkes bu aralar cok formda saniyor ama isin asli oyle degil. Gerci evet kendi evinde farkli oynuyor ama gecen haftaki Manisa galibiyetini herkes bala alinmis 3 puan olarak gormeli.



.

Şubat 11, 2011

Gitti hocam gittiiii!


Jerry Sloan bugun sok bir aciklamayla Utah'tan isfia ettigini acikladi. Basin toplantisindaki goruntusu adeta 2 gun onceye gore 10 yil yaslanmis gibiydi. Kelimeleri soylemekte gucluk cekti ve goz yaslarina da engel olamadi. Jerry Sloan oyle cok sevdigim bir koc degildi, ve belki degisim gerekiyordu Utah'ta. Ancak 2 gun once kontrati 1 yil uzatildiktan sonra bor anda gelen istifa bir suru dedikoduyu da yaninda getirdi. Simdilik en cok konusulan iddaa bu sezon sonunda sozlesmesi biticek olan Deron Williams'in bu kararin alinmasinda onemli bir payi oldugu yonunde. 23 yildir devam eden bir gelenegin sezon sonu beklenilmeden boyle bir anda bitmesi bence cok uzucu ve ayip oldu, 3 ay daha beklenilip sezon sonunda yollarin ayrilmasi cok daha yerinde olurdu bence.

Şubat 09, 2011

Istikrarsizlik

A Milli Futbol takimimiz dostluk macinda bu aksam Guney Kore karsisindaydi. Karsilasmaya Volkan, Serkan Balci-Serdar Kesimal-Servet-Ismail Koybasi, Selcuk Inan, Hamit Altintop-Sabri Sarioglu-Emre Belozoglu-Mehmet Ekici ve Umut Bulut ilk 11'iyle basladik. Ben maci izlemeye basladigimda yaklasik 30. dakikaydi. Bu dakikadan sonra ilk yarida rakip kaleye sadece iki kez gittik. Biri Mehmet Ekici'nin uzaktan son derece etkisiz sutuydu, top neredeyse kadraja bile girmeden ustten auta gitti. Digerinde ise Hamit rakip takima ani bir pres uygulayip topu kazandiktan sonra sagdan ceza sahasina girdi ve yerden bir orta yapti. Rakip defans oyuncusuna carpan topun yanlislikla gol olma ihtimali gibi oldu.

Bir kere oncelkle sunu soylemek lazim, karsimizda resmen coluk cocuktan olusan bir Guney Kore kadrosu vardi. Bunu kucumsemek icin soylemiyorum. Olmasi gereken o belki, ama bizim kadroya kiyasla tam bir coluk cocuk goruntusu vardi. Dostluk maci diye hic mac ici sertlik olmasin demiyorum ama en azindan oldugu zaman bu coluk cocuk karsisinda bizim oyunculardan babacan bir iki gulumsemeyle gecistirmelerini, bir olgunluk sergilemelerini beklerdim. Fakat tabi ki bizim Emre Belozoglu, Sabri, Servet gibi oyunculardan kurulu kadromuzdan bu tarz tepkiler gormek mumkun olmadi. Emre kirmizi kart bile gormeyi basardi. Diyecek bir sey yok. Kaybedilen bir milli mac sonrasi "Kismetse milli takimi birakacagm" tarzi aciklamalar yapan bir oyuncudan israrla kaptan yapmaya ugrasmak nasil bir cabadir ki zaten!

Sonra nasil olduysa bir ara kulagim duayen Ilker Yasin'in yorumlarina kaydi. Hala "onlar nasil yapiyor, biz de yapmaliyiz, onu bunu etmeli duzeltmeliyiz"ci zihniyetinden bir turlu kurtulamamis bu adamin yorumlarini dinlerken gercekten inanamadim. Guney Kore'nin su takimini bizim takma ornek gosterirken bir nebze tereddut bile etmedi.

Sunu da hala anlayamamak nasil bir seydir; soz konusu Turkiye'yse hicbir mac diger macin olcusu degildir. Bu mac da onumuzdeki hicbir macin olcusu olmayacaktir. Bizim spor takimlarimizin, ozellikle de Milli Takimlarimizin en belirgin ozelliginin istikrarsizlik oldugu ne zaman anlasilacak acaba. Bu istikrarsizlik sadece performansa, sonuclara yonelik de degil ayrica. Oyuncu, hakem, takim, teknik direktor vs. degerlendirme ve elestirme kriterlerimiz de o kadar istikrarsiz ki birini ovme nedenimizi ayni baglam icinde baskasini yerme icin kullanabiliyoruz.

Soylemek istedigim daha cok sey var ama sikinti dolu bu yaziyi yazarken kendimden sikildim resmen.

Şubat 07, 2011

It's party time in Titletown

09000d5d81e2a9d7_gallery_600.jpg



09000d5d81e2db5c_gallery_600.jpg

Green Bay Packers ligdeki en genc 2.takim olarak Super Bowl'u kazandi. Oncelikle biraz NFL'in playoff (postseason) sisteminden bahsetmek lazim. Lig NBA ve NHL gibi iki konferanstan olusuyor. Iki konferansda kendi icinde 4 divisiona bolunuyor. Sezon sonunda Division liderleri playoff'a direk katilirken, kalan takimlardan en iyi galibiyet yuzdesine sahip olan iki takim wild cartla playoff oynamaya hak kazaniyor. Sonuc olarak da 2 konferansta da 6'sar takim postseasonda oynamaya hak kazaniyor. Wild cart'la gelen takimlar kendi konferanslarindaki en kotu 2 galibiyet yuzdesine sahip iki Division lideriyle bir oneleme oynadiktan sonra iki konferansta da 4er takim konferans yari finali oynuyor, ve bundan sonrasi bildigimiz eleme usulu Super Bowl'a katilmaya calisiyorlar.


Green Bay Packers bu sezon wild cart'la katildi playoff'lara katildi ve Super Bowl'u kazanmayi basardi. Packers NFL tarihinin en basarili takimi olarak aniliyor. Bu sampiyonluk Packer'in 4. Super Bowl sampiyonlugu oldu. Super Bowl oncesi donemi de katinca toplam 13. sampiyonluklariyla NFL'de en cok sampiyion olan takim Packers bu nedenle de Titletown olarak aniliyor. Rakip Pittsburgh Steelers ise 6 Super Bowl sampiyonlugu ile en fazla Super Bowl kazanmis olan takim. Steelers bundan onceki 5 sezon da 2 kere Super Bowl'a katilip ikisini de kazanmayi basarmisti, ve mac oncesi yapilan yorumlar ortak dusunce macin ortada oldugu ancak, Steelers takiminin Super Bowl tecrubesinin fazla olmasi nedeniyle bir adim ond oldugu yonundeydi.

09000d5d81e2ac5e_gallery_600.jpg

Macin MVP'si gercekten cok ozel bir oyun cikaran Packers Quarterback'i Aaron Rodgers oldu. Rodgers 3 tane Touchdown pasi atarken 3 tane pasi da reciever'larin (yakalayaci) biraz da final heyecaniyla olsa gerek topu ellerinden kacirmasiyle touchdown olmadi. Bunun yaninda Rodgers rakibe interception hakki da tanimadi. Green Bay Packers'in 1992 - 2007 arasi Brett Favre gibi simdiden adini efsaneler arasina adini yazdirmis bir quarterback'ten sonra formayi devralmis olan Rodgers bu baski altinda hic bir zaman ezilmeyip kendini Packer taraftarina kabul etmeyi basardigi gibi su anda NFL tarihinin en yuksek Quarterback Rating'ine de sahip durumda. Oynadigi ilk Super Bowl macinda bir Super Bowl macinda 300+ yard tamamlanmis pas, 3 touchdown ve hic interception yaptirmayan 4.oyuncu oldu ve bu konusa yapilan yorumlar aslinda cok daha fazlasini yaptigi yonunde. Butun bu yaptiklarina ragmen sampiyonluk sonrasi yaptigi konusma da konferans finalindeki cok da ust duzey olmayan performansindan bahsedebilecek kadar da alcak gonullu. Son olarak da sunu soylemek istiyorum ki kaybedil bu buyuk finalden sonra roportaj yapip " butun suc ben de, bu mac icin kendimden baska suclayabilecegim kimse yok' diyebilen Pittsburgh Steelers Quarterback'i Ben Roethlisberger'i de sahte bahaneler aramayip, sucu ustune alabildigi icin kutlamak lazim. (En azindan ben boyle aciklamalara hic sahit olmadigim icin baya sasirdim)

Notlar:
- Green Bay Packers NFL, MLB ve NHL gibi en buyuk liglerin heranhingi birinde takimi olan en kucuk sehir.

- Packers'in sezonluk kombine biletini almak icin girilen bekleme listesine bugun katildiginizda tahmini bekleme suresi 40 yil.

- Kombine bileti almak icin Green Bay taraftarlari yeni dogan cocuklarinin dogum belgelerini aldigi gibi cocuklari bu bekleme listesine aliyorlar. NFL'deki diger takimlarda da bu durum bu kadar asiri olmasa bile benzerlik gosteriyor. Gecen aylarda Bir Jets taraftari basvurduktan yaklasik 15 sene sonrasina gelen kombine bileti aldiktan sonra, Basvurdugumda cok daha siki bir Jets taraftariydim takiminin zamanla biraz ilgimi yitirdim gibisinden bir aciklamasi var.
- Green Bay Packers takiminin en buyuk hissedari kendi taraftarlari. "The Packers are the only non-profit, community-owned franchise in American professional sports major leagues.Typically, a team is owned by one person, partnership, or corporate entity, i.e., a "team owner." The lack of a dominant owner has been stated as one of the reasons the Green Bay Packers have never been moved from the city of Green Bay, a city of only 102,313 people as of the 2000 census."

- 1966 yilinda oynanilan ilk Super Bowl"un sampiyonu Green Bay Packers olmustu.

09000d5d81e2b13a_gallery_600.jpg


Şubat 06, 2011

Spor Soleni

Evet bugun amerukada yasayanlar icin tam bir spor soleni var. Sabah uyaninca dur bakiyim ne var televizyonda diye bakinca Cheksea - Liverpool macinin ikinci yarisini izlemeye basladim Raul Meireles'in golu Liverpool'u galibiyete gotururken, efsane Dalglish'in goldeki sevinci ve babacan gulumsemelerini gorunce bu sonuca benim de cok sevindigimi soyleyebilirim.

Su anda ise NHL'de sezon en onemli maclarindan biri olan Washington Capitols - Pittsburgh Penguins maci oynaniyor. Bu mac NHL icin bir Fenerbahce - Galatasaray derbisi gibi oldugunu soyleyebiliriz. Capitols benim sehrin takimla Genel olarak aralarinda gecen maclar iki kavgayla falan geciyor ve gerilim surekli yuksek oluyor. Ilk periyodun sonlarina gelinirken bizim sehrin yaraticiliktan uzak isimli Capitols takimi 1-0 one gecti. Golu bizim sensi bil'in en sevdigi isim Laich'in attigini da belirtmek isterim. NHL'de son donemlerde mac icinde cikan kavgalarin sayisi iyice artmis durumda. Gecen gece oynanan Boston - Dallas macinda 4-5 tane kavga cikti en az, isin ilginci ilk kavga macin ilk saniyesinde olmasiydi, sanirim gecmis seneden kalan bir hesaplar var.

brooks-laich-2009-10-3-20-11-55.jpg



Oglen 2bucukta ise Boston - Orlando maci basliyacak. Orlando icin onemli bir mac. Orlando'nun eski gucunde olup olmadigiyla ilgili cok buyuk soru isaretleri var. Dogunun en buyuk 3 takimindan biri olarak sayilmiyor artik diyebiliriz.



SuperBowl2011.jpg.728x520_q85.jpg

Ve tabiki de gunun en onemli maci Super Bowl XLV (45) olacak. Pittsburgh Steelers ve Green Bay Packers Dallas'ta gecen sene NBA all star macinin yapildigi statta karsilasacaklar. Super Bowl amerika'nin sene icindeki en onemli aktivitesi oldugunu soyleyebiliriz. Bu macta iki onemli Quarterback karsi karsiya gelecek. Steelers Quarterback'i Ben Roethlisberger gectigimiz yillarda iki kez Superbowl oynayip ikisini de kazanmisti, kendisi bu basarilarinin yaninda adinin karistigi skandallar ve sexual assault'larla da aniliyor. Diger tarafta Aaron Rodgers is NFL'in diger bir onemli quarterback'i ancak bu onun ilk Super Bowl deneyimi olacagi icin sene icinde gosterdigi performansi bugun de gosterebilecegi biraz soru isaretli.

Şubat 05, 2011

Arsenal Bu isi biliyor!!!

Bugun asil amacim once dunku Boston Dallas macindan bahsetmek, Ray Allen'in inanilmaz blogundan bahsetmekti, gel gor ki midtermumu oldum okulda, tam yaziya baslicakken dur bakiyim bi livescoredan maclar ne alemdeymis diye baktim Arsenal 4-0 ondeydi deplasmannda actim maci 55. dakikadan itibaren izlemeye basladim. Diaby 50. dakikada kendisine yaptigi sert faulden sonr Joey Barton'u ense kokunden tutup onunde diz cokturdugu icin kirmizi kartla oyundan atilmisti.

Oncelikle hakemlerin baya kotu oldugunu soylemek lazim Verilen iki penalti pozisyonunu toplasan bir penalti belki eder ancak ilk penaltida sirti kaleye donuk kaleden uzaklasan adama manasiz mudahaleler yapan Koscielny ve ikinci penaltida da havadaki uyuncuyu az da olsa eliyle iten Rosicky'i gordukten sonra bu penaltilar nasil calinir demek gibi bir hakki yok Arsenal'in. Ustune Newcastle'in ofsayt gerekcesiyle verilmeyen buz gibi bir golu. Ofsayti bozan Rosicky pozisyonu bir guzel izliyor ve resmen durarak izliyor bayragin kalktigini gordukten sonra ancak olay mahallinden kaciyor resmen. Son olarak da son golden once calinan faul de yanlis bir karardi. Ancak oyle ya da boyle bence Newcastle o golu atacakti bu baya belli oluyordu macin gidisinde. Son 3-4 yildir arsenal'i daha bir siki takip ediyorum ve takimin bence kazanilamayan kupalardan sonra edindigi cok kotu bir aliskanlik var guvensizlik ve buna bagli olarak da sonlarina onde girdigi maclarda zaman gecirme huyu. Bugun bu mac kaybedildiyse benim gozumde tek suclusu Szczesny'dir. Durum 0-4 dakika 65 nicin zaman geciriyosun be adam takim arkadaslarina sizden adam olmaz 4 gol yedirirsiniz siz 25 dakikada mesaji mi vermeye calisiyosun. Bunun sonucunda o dakikalara kadar 10 kisi olmasina ragmen topa hala daha cok sahip olan Arsenal 68. dakikada yedigi penalti golunden sonra topu bir daha anca 4-4 olduktan sonra ayaginda gordu. Tabiki yenilen penalti golunden sonra Szczesny yine topu rakibe vermeyip(ANLAMSIZ!!!) itilip kakildi. Boyle kazanmaya calisirsan aynen oyle 88 30 metree takarlar kicina tipayi kalirsin. Futbolda moral onemlidir o dakikalarda bir allahin kulu iki hoplasa yere atlasa, takimi gaza getirse bunlar olmicakti. Newcastles-Cheik-Tiot--ce-001.jpg

Hayatta gordugum teknik direktorler arasinda Arsene Wenger'in yeri ayridir. (Liverpool'un bu kadar paralar harcayip orta sira takimi haline gelmeye basladigi, Chelsea'nin dunyada bonservis bedellerini tek basina 3 katina cikardigi bu donemde, Wenger Arsenal'e para kazandirip her senede bir yere kadar yarisin icinde kalmayi biliyor.). Ancak bu takima bu felc gecirdigi dakikalar zaman gecirmek yerine takimi gaza getircek bir adam ihtiyaci gercekten var. Mesela bugun takimda bir Tuncay olsaydi o dakikalarda vakit gecirmek eylemi yerine saga sola saldircak her topa atlicak ve takimi bir sekilde bu felcten cikaracakti benim gozumde. Neyse ki Man UTD macin ilk yarisini 2-1 yenik kapatti da biraz moralim duzeldi. Ancak biliyorum ki Man UTD bugun bu maci kaybetmicek cunku onlarin kendine olan guveni benim de boyle hissetmemi sagliyor.

Inanilmaz!

Saatler 17:00'yi gosterirken Besiktas-Karabukspor macinin devre arasi bitmek uzereydi. Ayni zamanda Newcastle United-Arsenal maci da baslamak uzereydi. Hafta basinda fiksturlere baktigimda Arsenal macini kesin izlerim diye dusunuyordum, planim da oydu. Fakat macin daha otuzuncu saniyede Walcott'un, ikinci dakikada da Djorou'nun golleri gelince bu mac sikici olur izlenmez diye Besiktas macina gectim. Once Karabukspor'un hemen ardindan Besiktas'n golleri geldi. Mac inanilmaz tempoda oynaniyordu ve guzel geciyordu ama aklim diger macta kalmisti. Arada skoru kontrol ediyordum, Arsenal durumu 4-0'a getirmisti. Artik tamamen Besiktas macina odaklandim. Besiktas bastirdikca bastirdi fakat gol bir turlu gelmiyotdu. Sonunda Almeida'nin muthis sutunda top ust direkten sekerek cizginin gerisine dustu. Fakat mac icinde daha once sakatlanan yan hakem pozisyon alamayinca cizgiyi gecen topu farkedemedi ve gol verilmedi. Son dakikalarda Nobre'nin iki etkili kafa vurusu da gol getirmeyince mac berabere bitti. Bu macin heyecanindan Arsenal macini tamamen unutmustum. Biraz vakit gecirdikten sonra du bakiyim mac noldu diye acmamla dakikanin 82 skorun 4-2 oldugunu gordum. Izlemeye basladiktan sonraki ilk pozisyonda Newcastle cok yalan bir penalti kazandi. Barton'in cirkin penaltisinda top filelere gitti. St. James Park'ta inanilmaz br gaz vardi. Birkac pozisyon sonra Newcastle ceza sahasinin sag tarafindan bir serbest vurus kazandi. Tam yok artik flan derken Barton'un serbest vurusunda savunma topu uzaklastirdi...

(tam burada sunu belirtmek istiyorum; normalde bu macta Newcastle'i tutuyor olurdum fakat ligin ilk yarisinda takimi tekrar Premiere Lig'e cikarma basarisini gosteren teknik direktor Chris Hughton'in kovulmasi, devre arasinda kulubun en buyuk umudu Carroll'un satilmasindan sonra takima sempatim kalmadi. Ayrica bir diger sevdigim takim Arsenal'in artik bir sampiyonluk yasamasini gercekten cok istiyorum. Bu sene hazir Chelsea de biraz devre disi kalmisken ve Manchester City'nin sampiyonluk yarisinda cok istikrarsiz olacagi ongorulurken Arsenal'in sampiyon olmasi cok da zor degil. Fakat...)

Savunmanin uzaklastirdigi top kalenin yaklasik 27-28 metre uzagindaki Tiote'nin onune gitti. Tiote topun yere inmesine izin vermeden gelisine muthis bir vurus yapti ve durumu 4-4'e getirdi! Stadyumdaki atmosferi gorunce resmen tuylerim diken diken oldu. Ama Arsenal adina gercekten cok cok uzuldum.

Inanilmaz!

Bursaspor:2 - Sivasspor:1

Gecen hafta Konyaspor-Bursaspor karsilasmasini izlemis biri olarak bu karsilasmanin sikici, pozisyonsuz klasik bir Super Lig maci olacagini tahmin ediyordum. Bursaspor her ne kadar puan acisindan basarili olsa da oyun olarak cok keyifli bir takim oldugu soylenemez. Sivasspor zaten malum ligin en kapali takimlarindan biri. Bu sartlar altinda bir gol gorsem kardir diyerek maci izlemeye karar verdim. Bir yandan Kenny Miller'in performansini da merak ediyordum. Tum beklentilerimin tersine inanilmaz tempolu bir baslangic oldu. Sivasspor Eneramo ve Erman Kilic'la henuz ilk 10 dakikada onemli tehlikeler yakaladi. Ozellikle Eneramo'nun sutunda Ivankov'un kurtarisi guzeldi. Sivas'in yeni Nijeryali forveti Eneramo Tunus liginden alinmis. Yuksek bir gol yuzdesiyle oynuyormus eski takiminda. Biraz "ulan Emenike gibi cikar belki" mantalitesiyle alinmis gibi dursa da hem Galatasaray macinda hem bu macta fena bir goruntu sergilemedi. Bir baska yeni transfer Kamil Grosicki ise cok isabetli olmus. Kanatta hem topla hem topsuz hizli ve hucuma dinamiklik katabilecek bir oyuncu. Riza Hoca takima katki saglayabilecek isimler transfer etmis. Bu sene kume dusmezlerse - ki bu oyunla dusmezler muhtemelen - Sivasspor fena olmayan bir takim haline gelebilir yine sanki.

Bursaspor ise aslinda tutuk bir mac gecirdi. Orta sahada Bekir Ozan ve Svensson ikilisinin genel olarak katkilari cok azdi. Hem bu ikilinin zayif performanslari, hem de ileride Kenny Miller gibi bir forvetin varligi Bursaspor'u uzun toplarla hucuma cikmaya itti. Bu durum ta ikinci yarinin ortalarinda Ergic ve Volkan Sen'in oyuna girmesiyle degisti. Bursaspor, bu dakikadan sonra Sivasspor'un direncini kirdi. Macin ya berabere ya da Bursa'nin galibiyetiyle sonuclanacagi belli oldu. Nitekim 87. dakikada Kenny Miller'in goluyle Bursa kazandi.

Notlar:

- Sercan cok isteksiz, bence sene sonu gidici. Ocak ayi transfer doneminde iki forvet alinmasinin nedeni bence Ertugrul Hoca'nin Sercan'in artik kalmak istemedigini sezmesi.

- Bursa'nin sene basinda aldigi Arjantinliler'e noldu?

- Uzaktan sutlar konusunda degisik bir macti. 30+ metre mesafeden atilan hemen hemen tum sutlar kaleyi bulmakla kalmadi neredeyse 90'dan cikarildi.

- Kenny Miller savunma arkasina kosularda, ozellikle ofsayta dusmeme konusunda basarili. Bence cok basarili bir transfer. Galatasaray'in transferlerinden daha verimli olacagi kesin.

Şubat 02, 2011

Cosku

Gectigimiz haftasonu oynanan Fenerbahce-Trabzonspor maci bu sezon baslamasini heyecanla bekledigim nadir maclardan oldu. Hatta uzun zamandir boyle bir mac olmadi diyeblirim. Ligin ilk yarisindaki Galatasaray ve Besiktas derbilerinde bu sevkin yarisini bile duymamistim. Bunun tabi en onemli sebeplerinden biri Trabzonspor'un bu sene gosteriyor oldugu performans. Ligin ilk yarisi boyunca en dengeli, istekli, bilincli ve keyifli takim suphesiz Trabzonspor'du. Fakat bunun yaninda Fenerbahce'de ozellikle devre arasinda gozle gorulur hale gelen bir takim onemli degisikliklerin de bu heyecani yasamamda etkili oldugunu soyleyebilirim. Oncelikle Fenerbahce hic alisik olmadigimiz sekilde devre arasinda adi transfer dedikodularina en az karisan takim oldu. Faydasiz transferler kovalamak yerine mevcut kadronun duzenlenmesi, mutsuz oyuncularin kazanilmasina ugrasildi. Kupada gelen kotu sonuclara ragmen kimse felaketle sonuclanacagi cok belli olan radikal kararlar alma gereklliginden bahsetmiyordu. Takimin geneline, sasirtici sekilde basta Aziz Yildirim'a bir mutevazilik, bir haddini bilirlik, bir sabretmeyi bilmelik coktu. Butun bu tablo bende "ulan galiba bu sefer akillaniyoruz" seklinde bir izlenim yaratti. Kabul etmek lazim ki Fenerbahce normalde krize sebebiyet verebilecek her turlu sarti saglamis sekilde devre arasina girdi. Avrupa Kupalari'ndan elenme, kupadan elenme, ligde liderin x puan gerisinde kalma vs. Tum bunlara ragmen surdurulmeye calisilan iyi niyet Fenerbahce standartlarinin kat kat ustunde. Bunu neye borcluyuz bilmiyorum ama bu durum taraftar olarak cok uzun zaman sonra takima tekrar isinmaya baslamama neden oldu. Galiba ilk kez bir yeniden yapilanma planini, yartacagi sorunlarla birlikte yilmadan yurutebilecek bir ruh haline kavusuyoruz gibi. Galiba sonunda bir kadro olusturmaktan cok bir takim olabilmenin onemi kavranmis gibi. Daha da onemlisi dunya takimi olmak gibi sacma ve kurmaca bir vizyon yerine kendi mutevazi yapisi icerisinde bile olsa adamakilli bir organizasyon haline gelme vizyonu agir basmaya basladi gibi.

Macta da hem tribunde hem de futbolcularda boyle bir pozitif etki cok fazla hissedildi. Simdilik muthis bir futbol olarak yansimasi olmamis olsa da genel cosku olarak gercekten olumlu bir hava vardi. Tabi bunun ne kadarini bahsettigimiz konulara baglayabiliriz onu zaman gosterecek.

Şubat 01, 2011

Durum Degerlendirmesi

Bugun butun aksamspor programlarini ve haberlerini takip ettim. Yaziyi aslinda Tuncay'in Wolfsburg transferi hakkinda yazmak istiyordum ancak daha sonra da ustune yorum yapmak istedigim haberler gorun hepsini kisa kisa yorumlamak istedim.
- Oncelikle Tuncay'in Wolfsburg transferi bence cok yerinde olmus. Her ne kadar Ingiltere'de kalsa daha iyi olacagini dusunsem de Stoke City'den ozellikle de Tony Pulis'in bu felaket sisteminden kurtulmus olmasi her turlu hayirli bir durum kanimca. Wolsfburg'da Forvet hattinda onemli isimlerle kapiscak Tuncay. Dzeko'nun ayrilmasina ragmen Forvette Grafite var ve ara transferde Leverkusenden Helmes ve Monaco'dan Mbokani de kadroya katilmis. Ancak Tuncay bence bu 3 oyuncudan da cok farkli ozelliklere sahip ve bence sans bulacaktir.

- Bu transferi ogrendigim dakikalarda Torres ve Andy Carroll transferler de gercekten ozellikle odenen bonservis bedelleriyle bende sok etkisi yaratti. Torres, Chelsea'de ne olur bilmiyorum ama bana hem Drogba hem Torres hem Anelka'nin oldugu yerden mutsuzluk ve huzursuzluk olcakmis gibi geliyor. Liverpool'un ise Andy Carroll'a verdigi 35 milyon pound'un gercekten hicbir aciklamasi yok bence. Inanilmaz bir sekilde Carroll dunyanin en pahalli ilk 10 transferinden biri oldu ve bu sadece premier league'de yarim sezonluk performansiyla oldu, gercekten soyleyecek soz bulamiyorum.

- Ulke olarak hicbir zaferden keyif alamadigimiz bir gercek, bunun son ornegi 2.lik aldigimiz Dunya Sampiyonasinda internet sitelerinde karsilastigim finalde de boyle mi oynanir gibi bir suru yorumlardi. Bu kronik her seyde elestircek bir sey bulma hastaligimizin son ornegi de gecen gunku yazida Efe'nin de degindigi gibi Euroleague Top 16'da iki tane takimimiz 2de 2 yapmisken bununla ilgili ilk yorumlarin hakemler onunu kesicek paranoyasinin baslamasiydi. Diger bir yandan zaten cok da ust duzey bir kadrosu olmayan Efes'in geldigi noktada hic bir takdir gormemis olmasi da uzaktan takip ettigimde cok enteresan geliyor. her hafta yorumlarda bak kazandilar ama uzun zamanda cok piss siccaklarvari yorumlara denk gelmekten usandim neredeyse. Dur iste yahu kazanmis takim tamam cok isik vermiyor belki ama gectigimiz seneyi de unutmayalim yani. Fenerbahce Ulker ise daha once hic bir Turk takiminda benim gormedigim sekilde guven veriyor. Fenerbahce Ulkerin hicbir macinda "ulan bu maci almamiz da cok zor" seklinde dusundurtmuyor beni. Temennim izleyici olarak da maclari Fenerbahce Ulkerli oyuncularin oynarken aldiklari zevkle, hakem bizi harciycak paranoyalarindan uzak izleyebilmek. Bir de bu hakem konusunda Murat Kosova, Murathanoglu ikilisinin maci sunarken birbirlerini gaza getirdikce daha da paranoyaklastiklarini dusunuyorum.(Gerci maci ben internetten izledim bu ikili mi sundu bilmiyorum ama genelde oyle ikili halinde sunarken birbirlerini gaza getirme durumu oluyor.)

- Altidore transferi bence baya yerinde olmus Bursaspor icin, ulkemizde Lugano'nun ittirip sindirecegi tek forvet olma ozelligine sahip olabilir zamanla, cunku izledigim maclarinda surekli defansla baya mucadele edip yoran baya guclu bir oyuncu goruntusu vermisti hep bana

- Bir Galatasarayli olarak Adnan Polat'in bize hic penalti calmadilar serzenisine tebessum edebiliyorum sadece. Takim gercek manasinda pozisyona girmiyor, ceza sahasina girmiyor, hangi penalti. Bu apar topar, iyi bir teknik direktorluk gecmisi olmayan eski GS futbolcusunu ligin ortasinda bir anda takimin basina getirmek hatasini acaba kac kere yapcak Galatasaray...

- Umit Ozat'in yerdeki adama tekme ustune tekme atmasi kendisini hakliyken haksiz duruma dusurmus, baya acaip bi olay, bence artik istifa etmeli kendi psikolojisi de bozulmus bence adeta aylardir kendisine edilen kufurlerin disa vurumu yasanmis.

- Bugun Galatasaray'dan son dakikada ittirme bir transfer bekliyorum

- Arsenal bugun umarim Everton'i yencek, maci televizyondan izleyebilcek olmanin mutlulugunu yasiyorum. Diger bir tarafta da Aston Villa umarim Manchester UTD deplasmaninda puan alicak bu maci da bilgisayardan takip etmeyi dusunuyorum.

- Konyaspor 3-5 yilda bir Super Lige cikiyor ama hep ayni futbolu oynuyor, sonra da bir 2 sene sonra tekrar dusuyor artik lutfen biri bunu durdursun.

Ocak 31, 2011

Lakers : 96 - Boston : 109

Oncelikle sunu soylemek gerek ki iki takimda bugune gelmeden bir onceki maclarindan beklenmeyecek sonuclarla ayrilmisti. Boston Phoenix deplasmaninda 71 sayida kalip 17 sayi farkla yenilirken Lakers da kendi evinde ligin en kotu takimlarindan Sacramento'ya yenilmisti.
Mac son ceyregin son 3-4 dakikasina kadar basa bas gitti ancak kesinlikle bekledigim gibi gitmedi. Macin ilk yarisinda Lakers bir bicimde Rondo'yu kilitlemeyi basardi ve Rondo ilk yariyi 2 asistle tamamladi. Kobe'nin ilk yarinin son 5 dakikasindaki surekli iceriyi zorlayarak buldugu sayilarla Lakers soyunma odasina 6 sayi farkla gitmeye hazirlanirken, Lamar Odom 1.3 saniye kala Boston'un pota altindan cikardigi topta Glenn Davis'in orta sahadan savuracagi topa faul yaparak farkin 4 inmesini sagladi ancak bundan da kotusu macin kalaninda bunun etkisinden kurtulamadi. 3. periyot Paul Pierce, Kobe duellosu seklinde gecti ve mac basa bas gitmeye devam etti. Ancak ne olduysa 4. periyotta oldu bu periyoda 30 sayiyla baslayan Pierce sadece bir atisa denemesi kullandi ve bunda da basarili oldu ancak kalan toplarin hepsinde Rondo'nun etkisi goruldu ve bu periyotta tam 9 asist yapti Rondo. Bu sirada Kobe hic bir arkadasinda herhangi bir yardim goremeyince kendi basina bir seyler yapmaya calisti. Periyodun ortalarinda bir ara farki 4e kadar indirdiyse de farkin daha sonra cift hanelere cikmasina engel olamadi. Gasol, Bynum ve Lamar Odom inanilmaz etkisizlerdi. Bostonda da Kendrick Perkins ve Shaq cok etkisiz oynadi ancak son periyotta inanilmaz isler yapan Glen Davis maci koparan isim oldu.
Boston, Lakers'i Los Angeles'ta yenerek amerikalilarin 'Statement Game' diye tanimladiklari bir macta onemli bir galibiyet kazanmis oldu ancak Phil Jackson mactan sonra yaptigi toplantida bir spikerin Dallas, Miami, Boston macinda alinan yenilgileri kastederek "Guclu takimlari yenemiyosunuz bu sizi rahatsiz ediyor mu" sorusuna cok sakin bir sekilde verdigi, daha playoff baslamadigi yavrucugum cevabi kendisinin ne kadar piskin, akilli ve takimina guvendigini gosterdi. Bununla birlikte benim yorumum ise ne San Antonio ne Utah ne New Orleans hic biri bu sene Lakers'a rakip olamayacagi yonunde. Ancak Dallas'la Los Angeles'in daha onemli bir playoff eslesmesi yasamadigi icin oyle bir eslesme enteresan olabilir. Bir de Oklahoma savunmasini biraz duzeltirse Lakers'i olasi bir playoff eslesmesinde cok zorlar bence.

Ocak 27, 2011

Preldzic Tipasi

Fenerbahce Ulker, Olimpiakos'tan sonra kendi sahasinda Valencia'yi da yenmeyi basardi. Olimpiakos macini izleyememistim, hatta gazetelerden okumadan once o macin oldugundan bile haberdar degildim fakat bu kez maci bastan sona izledim. Fenerbahce bu sene Euroleague'de gercekten cok cesur performanslar sergiliyor. Bunun da basrolunde kesinlikle Omer Onan var. Omer Onan bu macta da ozellikle 1. ve 3. periyotta takimi cok iyi surukledi. Fakat zaman zaman mactan sonra kendisinin de itiraf ettigi gibi cok basit hatalar yapabiliyor. Bu macta da kritik iki pozisyonda steps yapmak ve gereksiz faullerle 5 faul almak gibi birtakim hatalar yapti. Bu macta onun olmadigi dakikalarda Jasikevicius sahneye cikti. Jasikevicius'u Fenerbahce formasiyla ilk kez izledim. Geldigini ilk duydugumda inanilmaz sasirmistim. Ilk yarida tutuk gozukse de ikinci yarida en kritik anlarda takimi rahatlatti. Yine de tam performansla oynamadigi anlasiliyor. Son periyotta tam isi bitirmek uzereyken fast break pozisyonunda yaptigi top kaybi bunun bir ornegi gibiydi. Her seye ragmen hucumun tikandigi noktada tam olmasi gerektigi sekilde takimi yonlendirdi. O oyundayken hucumlarin neredeyse hepsi dogru tercihlerle sonuclandi. Jasikevicius ozellikle takimi potaya yaklastirma acisindan cok faydali. Fenerbahce bu macta da ucluklere takildigi zamanlarda hucumlarda zorlandi. Potayi zorladigi dakikalarda ise daha basarili oldu.

Butun bunlar disinda deginmek istedigim apayri bir konu var. O da basketbol spikerlerinde gozlemlemeye basladigim hakem paranoyasi. Ilk olarak yazin Dunya Kupasi'nda Murat Murathanoglu bunun orneklerini sergilemisti. Ozellikle Sirbistan'la oynanan yari final macinda o kadar onyargiliydi ki daha hava atisi yapilmadan "ters duduklere hazir olalim ve hakemi baski altina alalim" tarzi aciklamalar yapmisti. Mac boyunca da hakli haksiz her turlu duduge sacma sapan itirazlarda bulunuyordu. Bugun ayni tepkileri Murat Kosova da verdi ki bahsettigim her iki macta da hakemler bazi yanlis kararlarina ragmen asla kotu niyetli veya kasitli bir yonetim ortaya koymadilar. Koymus olsalar bile hem yazin sahadaki Milli Takim hem de bugunki Fenerbahce bu tarz durumlara direnc gosterebilecek kapasiteye geldigini bence kanitlamis durumda . Oyuncular bu anlatimi duysa gercekten moralleri bozulabilirdi. Umarim seyir zevkini dusuren bu durum fazla devam etmez.

Ve yaziyi Preldzic'in tipa diye nitelendirebilecegimiz double-blokunu alkislayarak bitirmek istiyorum.

Ocak 22, 2011

Business League Macerasi

Neredeyse tam 10 yil once baslamis olan basketbol kariyerimin son duragi Business League... Sayisiz basarisizliklara ve hayal kirikliklarina sahne olan bu kariyerde yeni bir sayfa acmanin haksiz ve gereksiz mutlulugu icindeyim. Turnuva hakkinda genel bir fikir sahibi olmak isteyenler www.businessleague.com adresini lutfen ziyaret etsinler. Simdi duruma bir goz atalim.

Yaklasik 1 ay once baslamis olan turnuvada ilk grup maclarinin son fiksturleri bu haftasonu oynanacak. Su ana kadar yapilan 4 macta takimimiz 2 galibiyet ve 2 maglubiyet aldi. Maclarin birini gectigimiz yilin sampiyonu ve bu senenin de favorileri arasinda yer alan bir takima kaybettigimiz icin ona yapacak birsey yoktu. Fakat diger maci hic olmicak sekilde kaybettik. Ilk yarisini 25 sayi farkla onde bitirdigimiz maci son saniye ucluguyle kaybetmeyi nasil olduysa basardik.

Benim acimdan da durum pek parlak degil. Maclarda 10'dan fazla dakika almam zor gibi duruyor. Bu da genelde 4. Periyotta oldugu icin maca isinma konusunda ciddi sikinti var. (Bench'te oturmaktan kuyruk sokumunda olusan agriyi atana kadar zaten 5 dakika geciyor). Bu takimda giydigim 17 numarali forma altindaki ilk sayilarimi bir hucumun bitiminde "panyali buzzer-beater uclugu" olarak kaydettim. Tek kelimeyle suursuz bir andi.

Bugun aksamustu saat 18:30'da grubun son macinda grup sonuncusuyla oynuyoruz. Galibiyete kesin gozuyle bakiyorum.

Ocak 17, 2011

La Liga

Real Madrid'in harcadigi tonla para ve Barcelona'nin oynadigi oyunla birlikte ispanya ligi artik belki de dunyanin en sıkıcı liglerinden biri haline geldi. Beklenti artik her hafta real madrid ve barcelona kac gol atar bu hafta sekline donustu. Real Madrid belki bu hafta puan kaybi yapti yapmasina ama bunda higuain'in eksikliginin etkisi buyuk bence. Benzema Real Madride transfer oldugundan bu yana ulkemize gelip basiretsizlesen forvetlere benzedi. Barcelona ile Real Madrid kalitelerini yukseltirken ligin yukarilara oynayan takimlarindaki gerileme de aslinda aradaki farkin acilmasinda onemli rol oynadi bence. Eski cizgisini koruyan tek takim olarak Villareal gozukuyor. Sevilla bu sene inanilmaz bir dususte, Valencia ise David Villa ve Silva'yi sattiktan sonra bir gomlek dustu. Atletico Madrid ise bir turu o kadro kalitesini sahaya yansitamiyor. Butun bunlarin sonucu ligde barcelona ve real madrid sampiyonlk icin yarisirken diger takimlar ya avrupa kupalarina katilmaya ya da ligde kalmaya oynuyorlar. Artik La Liga eski gunlerini bir zamanlar Real Sociedad'in sampiyonluk icin yaristigi Valencia'nin sampiyon oldugu yillardaki heyecanin aratir hale geldi.
Bu kadar elestiriden sonra sunu da eklemek lazim ki sampiyonluk yarisi heyecani az olmasina ragmen maclarin bol gollu(ozellikle Villareal maclarinin) gecmesi buyuk bir arti.

La Liga'da bu hata goze carpanlar:
Cani'nin(Villareal) orta sahadan attigi enteresan gol
Sevilla'nin Galatasarayvari durumunun devam etmesi
Real Madrid'in puan kaybi ve son dakikada direkten donen top
Barcelona'da degisen bir sey yok