Nisan 06, 2010

Aşk Mektubu


Sivasspor-Galatasaray maçında yaşanan olaylardan ötürü moralim bir hayli bozukken birden karşıma çıkıp keyfimi tekrar yerine getiren bu şeyden bahsetmeden geçemeyeceğim. Maçla ilgili yorumlarım bekleyebilir.

Bu şeye internette bloglar arasında dolanırken, Jennifer Doyle adlı Amerikalı bir akademisyenin futbolla ilgili bloğunda rastladım. Diğer detaylar çok da önemli değil, bu blogda "love letters" adlı bir bölüm var. "Güzel oyuna ve güzel oyunu oynayanlara" adanmış bir takım yazıların yer aldığı bu bölümde Türkiye'yle ilgili bir yazı gözüme çarptı. Bu yazı gerçekten de Euro 2008 yarı finalinde Almanya-Türkiye maçında Türkiye milli takımının oynadığı oyuna yazılan bir aşk mektubu gibiydi. Yazıdan bazı bölümler:


"The Turkish players are teaching me the full meaning of extending one's self. They are reaching into passes to scoop the ball up with the very tip of a toe. They just barely gain control of the ball before moving it forward, forward, forward. When their first goal comes, it feels inevitable, even as it is scrapped into the net after bouncing off the top bar. ...I'm exhausted by the end of the first half, but excited: Turkey feels like the better team. ...I wanted Turkey to win so much that I couldn't bear to watch them lose - especially given the way they were playing. ...I think it was their style - the scrappy, throw yourself totally into it sort of game that I think every player loves. They were playing like we do in our parks on the weekends. Or, like how we play in our minds - how we play in the stories we tell when we head off to the pub, or the local taco stand, and elaborately work over the games high and lowlights."

Bu yazıda asıl hoşuma giden şey milli takımımıza düzülen övgülerden çok oyun stiliyle ilgili tanımlamalar oldu. Özellikle "scrappy" kelimesi... Bugüne kadar genel olarak Türk futbolunun yapısına, tarzına ilişkin yapılan tanımlamalar arasında en uygunu bence bu. Biraz uyumsuz, belki düzensiz ve hatta sakar ama aynı zamanda agresif, savaşçı ve yılmayan bir karaktere de sahip. "Scrappy" sıfatı bu iki anlamı da bünyesinde taşıyor. Ne tam bir övgü ne de tam bir yergi, bence çok uygun bir saptama.

Yazıyı sonlandırmadan bir konuya daha kısaca değinmek istiyorum. Yine biraz keyif kaçıracak ama gerçekten de bu maç Türk oyuncuları, ya da herhangi bir Türk takımını oynadıkları oyundan keyif alırken gördüğümüz son maçlardan biriydi galiba.

Not: yazının tümünü görmek isteyenler için-> http://fromaleftwing.blogspot.com/2008/06/futbolus-interuptus.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder