Bu noktada şu farkın da altını çizmek gerek, taraftarlık ve futbol izleyiciliği gibi iki ayrı konum var. Yani "oyun sahasının dışında kalan ve oyuna uzaktan bakan insanlar" genel başlığı altındaki iki ayrı konumdan bahsediyoruz. Bu iki konumdan taraftarlığı seçenler, sahada olup bitene daha çok dâhil olmayı arzulayan ve buna bir şekilde ihtiyaç duyanlar. Futbol izleyicilerinin ise böyle bir kaygısı pek yok. Her ne kadar bu iki ayrı duruş arasında bir gerilim varsa da (bkz. bağırmayan taraftar s..tirsin gitsin veya ayağa kalkmayan ..'lı olsun gibi tezahüratlar) bu gerilim aslında temelde var olan bir duygudaşlıktan kaynaklanıyor; futbol sevgisi ve onu sahiplenme arzusu. Fark ise az önce de söylediğim gibi taraftar konumunda olanların sahada olup bitene, oyuna müdahale etme hakkını kendilerinde görmeleri ve daha fazla müdahil olmak istemeleridir. Daha da doğrusu aslında kendilerini oyunun dışında bir faktör olarak görmemeleri, takımın bir parçası olarak görmeleridir. Çok çok özetle, taraftar tuttuğu takımın kaderinde kendisinin de bir payı/rolü olmasını isteyen biridir benim gözümde.
Bu müdahale, farklı tribün şovları sergilemekten kulüp oyuncusunu arabasında kıstırıp düşük performansının hesabını sormaya veya maç sırasında dakikalarca kulüp yönetimi aleyhinde tezahürat yapmaya kadar çeşitlilik gösteren çok renkli bir eylem yelpazesinde vuku bulabiliyor. Peki bu müdahalenin meşru yolu ne olmalı? Ya da futbol kulüpleri taraftarlarına böyle bir müdahalede bulunma olanağı sunmaktan sorumlu mudur? Belki de kulüplerin böyle bir kaygılarının olup olmadığını sormak daha doğru olur. Sonuç olarak taraftarların böyle bir şansa sahip olmadıklarını söylemek çok da yanlış olmaz. Bu durum farklı ülkelerde farklı tepkilerle su yüzüne çıkabiliyor. Örneğin İngiltere'de son zamanlarda yaygınlaşan bir tepki kulüp yönetiminden memnun olmayan taraftar gruplarının, yönetiminde kendilerinin de söz sahibi olacakları yarı profesyonel kulüpler kurmaları ve böylelikle bir anlamda eski kulüplerinden desteklerini çekmeleri olarak görülüyor. Manchester United'ın Grazerlar tarafından alınmasından sonra bu şekilde kurulan FC United of Manchester buna güzel bir örnek. Ya da AFC Wimbledon takımının daha sonra başka bir yazıda değineceğim öyküsü de önemli bir taraftar müdahalesi hikâyesi.
Ama tabi bu biraz çetrefilli ve alengirli bir yol. Biraz fazla cüretkâr ve kesin bir dönüş. Eğer sahada oynanan oyunun herhangi bir unsuru ile ilgili bir memnuniyetsizlik varsa ve illa müdahale etmek isteniyorsa ben ülkemizde de yapıldığı gibi daha yakın temasa dayanan, daha çabuk sonuç verebilecek bir tepkiyi daha doğru buluyorum. Bir örneği için...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder